ETİKETLENEREK TOPLUM VE EKONOMİ DIŞINA İTİLENLER

Güler ASLAN


Tüm Yazıları

Facebook Twitter Google Pinterest

Sokakta görüp korktuğunuz tinerci çocuk acaba sizin yüzünüzden sokakta yaşıyor olabilir mi?

Acaba kaçınız Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı yuva ve yurtlarda kalan çocuk ve gençlerle vakit geçirdiniz? Çocuklarınızla aynı okula giden devlet korumasında ki çocuklara ayrımcılık yapmadan kucak açtınız? Ya da aynı işyerinde çalıştığınız arkadaşınız hayatının bir döneminde devlet korumasında kaldıysa “yurt çocuğu” diye etiketlemeden beraber çalıştınız?

Ne yazık ki “hadi canım, kim böyle vicdansız olabilir” desek de bunlar gerçek. Maalesef toplum, yuva ve yurtlarda kalan çocuk ve gençlerimizi hem öğrencilik hayatların da hem de çalışma ve sosyal hayatlarında etiketliyor. Biraz ağır olacak ama vicdanını kaybetmiş olan bir gurup insan devlet korumasında ki çocuk ve gençlerimizi dışlayarak toplum dışına itiyor…

Bu etiketlenme ve dışlanmaya maruz kalanlar okul hayatında başarısız oluyor, iş hayatında tutunamayıp işsiz kalıyor ve daha acısı sokaklara düşüp yanlış alışkanlıklara ve hayatlara sürükleniyor.

Devlet korumasında kalmak bir tercih değil. Van ve Kocaeli depremlerinin hazin sonuçları daha unutulmadı. Herkesin başına gelebilecek çeşitli zorunluluklar yüzünden yuva ve yurtlarda kalan çocuk ve gençlerimizi sahiplenerek topluma kazandırmak her birimizin insani ve toplumsal zorunluluğu.

Koruyucu Ailelik sistemi bu çocuklar için en doğru yetiştirme modeli. Aile sevgisi çocuğun yetişmesinde hiçbir şeyin yerini tutamaz. Yurtlardan 18 yaşına gelip ayrılan gençler, arkalarında aile desteği olmadığı için sudan çıkmış balık gibi kendilerini bir anda yalnız bulmakta. Ama Koruyucu Aileler yuva sıcaklığında büyüttükleri çocuklarını bu sıkıntılı dönemi yaşatmadan hayata hazırlıyorlar.

Şu anda koruyucu aile yanına gidemeyip yuva ve yurtlarda kalan çocuk ve gençlerin daha farklı bir yaşam ve eğitim ortamına ihtiyaçları var. Sanat, spor, ev ekonomisi, para yönetimi, meslek edinme ve toplum adaptasyonu vb. gibi konularda yeterince donanıma sahip yetişemiyorlar. Yaşanan eksiklikleri giderebilecek en güzel model “Köy Enstitüleri” benzeri bir sistem. Köy Enstitüleri modeli, ekonomik açıdan yeterince bakılamayacağı düşünülüp sırf bu yüzden aileleri tarafından yuvalara bırakılan çocuklar için de etiketlenmeden eğitim ve öğretim görebilecekleri bir ortam oluşturacak. Ve bu sayede her açıdan yetiştirilip sosyal hayata hazırlanan gençler 18 yaşında değil, gerçekten hazır olduklarında sosyal hayata karışacaklar.

Toplum vicdanımızı geri kazandığımız gün bu ülkede ekonomi de dâhil çok şey düzelecek.

Etiketsiz bir toplum dileğiyle…

 

Güler Aslan

Bizim Çocuklar Gençlik Akademisi Derneği

Yönetim Kurulu Başkanı


Facebook Twitter Google Pinterest