VERGİ YÜKÜMÜZ ARTIYOR….

Prof. Dr. Veysel ULUSOY


Tüm Yazıları

Facebook Twitter Google Pinterest
Vergi yükü devletin vergi gelirlerinin milli gelire oranı olarak ifade edilir.

 

Prof. Dr. Veysel ULUSOY’un fuar habercisi için kaleme aldığı 23 mayıs 2012  tarihli köşe yazısı.

 

Vergi yükü devletin vergi gelirlerinin milli gelire oranı olarak ifade edilir. Sözkonusu yük ekonominin yönünü ve geleceğinin yanında yaşam kalitesini de belirtir. Bir yanı ile bütçe dengesinin ve enflasyonist baskının bir göstergesi olması ile önem kazanan vergi yükü, diğer yanı ile cari dengeyi etkileyen en önemli faktor olan tasarruflarında bir aynası niteliğindedir.

 

Bilindiği üzere vergi yükünün artması tasarrufların azalması sonucunu doğurur. Halkın tasarruflarının azalması ise basit anlamıyla cari açığı artıracak en önemli etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla vergi yükünün trendi aslında ekonominin sağlığı hakkında da bilgi verir bize. Aşağıdaki Tablo 2002 ile 2011 yılları arasında hem üretimi hem de vergilerin toplamıyla onun yükünü vermektedir.

 

Basit bir hesaplama ile toplam vergi yükünün bu zaman aralığında %18.2 arttığını görmekteyiz.

 

 

 

GSYH, GENEL BÜTÇE VERGİ GELİRLERİ VE VERGİ YÜKÜ

(2002- 2011)

(BİN TL)

   

GSYH

VERGİ GELİRLERİ

VERGİ YÜKÜ

   

(1998 BAZLI)

 

(%)

 

YILLAR

(1)

(2)

(2/1)

 

2002

350,476,089

65,188,479

18.6

 

2003

454,780,659

89,893,112

19.8

 

2004

559,033,026

111,335,368

19.9

 

2005

648,931,712

131,948,778

20.3

 

2006

758,390,785

151,271,701

19.9

 

2007

843,178,421

171,098,466

20.3

 

2008

950,534,251

189,980,827

20.0

 

2009

952,558,579

196,313,308

20.6

 

2010

1,098,799,348

235,714,637

21.5

 

2011

1,294,892,893

284,446,206

22.0

Kaynak: Gelir İdaresi Başkanlığı

 

 

Bu rakamların bize verdiği iki temel sonuç var: Birincisi halkın tasarruflarının yatırıma dönüşmesi yerine devlet harcamalarına gitmesi hem cari açığı tetiklemekte, hem de milli gelirin daha fazla artmasının önünde engel oluşturmaktadır.Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadelesi kapsamında bütçe dengelerini de gözeterek bu soruna arkasını dönmesi, cari açıkla boğuşmayı reddetmesi anlamını taşımaktadır. Üstelik, devletin genel bütçe vergi gelirleri konsolide bütçe giderlerini bile karşılayamamaktadır (bkz. GİB web sayfası).  Bu gerçeği vergi yükü artışı ile aynı kefeye koyarsak, yapısal sorunlarımızın kaynağının neler olduğunu açıkça görebiliriz.

Bütün bunları şu fıkra ile bağlayalım.

 

 

Bizim Temel uluslararası ekonomi toplantısına katılır... Devletin topladığı vergidağılımını tartışırlar... Konuşmacılardan biri Amerikalı, biri Avrupalı, biri de Temel.. Ortaya bir fikir atılır... Halktan toplanan vergilerin nasıl dağılımı yapılacak. Amerikan vatandaşı söz alır:

 

Bizim Amerika’da önce yere bir çizgi çizeriz ve sonra topladığımız vergileri havaya atarız... Çizginin soluna düşen paraları halka hizmet olarak geri veririz, sağ tarafta kalan devlete kalır, yatırımyaparız...

 

Derken Avrupalı söz alır ve:

 

Bizim Avrupa’da başka ama ona benzer bir uygulama yaparız... Önce yere bir daire çizeriz... Halktan toplanan vergileri havaya atarız. Dairenin dışında kalan halka hizmet olarak geri döner, dairenin içine düşenleri devlet harcamalarına kullanırız...

 

Sıra bizim Temel’e gelir ve başlar anlatmaya:

 

Ula uşaklar ne güzel anlattunuz. Keşke bizda sizun çirkefluklerunuzi değil da habu çalışkanluğunuzi alsak... İnanun bizum öyle bir uygulamamız yok... Bizde daha kısa oluyi... Bi kere öyle yere çizgi çizmezuk... Bizde hükümet halktan toplar vergileri... Atar havaya. Yere düşenleri kendilerine harcama yaparlar... Havaya kalanlar halka hizmet olarak geri döner[1]

 

 


[1]http://www.muhasebedergisi.com


Facebook Twitter Google Pinterest